Kurdela Boncuk işleri - Blogcu




Kurdela Boncuk işleri

7/4/2009 - Çocuğumuzu Nasıl eğitmeliyiz?

Kategori: cocuk egitimi



Çocuğa verilen yalnış dini eğitim onu ateist yapar...Nasıl eğitmeli?


Çocuğunuza dini bilgiler verirken, korkutarak eğitmenin çocuğu dinsizliğe kadar götürebileceğinin altını çizen Pedagog Çankırılı, ebeveynlere şu önemli tavsiyelerde bulunuyor..

 

Bazı eğitimciler çocuklara küçük yaşlarda din egitimi vermenin laiklige aykiri oldugunu, ancak ergenlik çagina geldiginde hür iradesi ile buna kendisinin karar vermesi gerektigini ileri sürüyorlar. Bu görüs, gerçekçi bir yaklasim degildir.

Ateist bir anne veya baba din egitimine karsi olsa bile çocugunu içinde yasadigi toplumdan soyutlayamaz. Zira çocuk, yetiskinler gibi pesin yargilara sahip degildir. Çevresinde gördügü herseyle ilgilenir, ögrenme istegiyle doludur, tarafsiz bir gözlemcidir.

Ilk defa duydugu ezan sesini yahut ilk defa gördügü caminin ne oldugunu sorup ögrenmek isteyecektir.

Psikolog Antonie Vergote, Din Psikolojisi isimli eserinde, çocuklarin dogustan din duygusuna sahip olduklarini söyler. Insan sadece etten, kemikten ve kandan ibaret maddî bir varlik degildir. Onu diger canlilardan ayiran dogustan sahip oldugu ruh ve duygu zenginligidir.

Insan sosyal bir varliktir. Sevmek, sevilmek, bir inanca sahip olmak, kendisini degerli ve güçlü hissetmek ister. Bu da ancak bir aileye, bir topluma, bir vatana ve bir dine bagli olmakla mümkündür.

Kuralsiz toplum yoktur. Bir toplumu ayakta tutan kurallar bütününe hukuk diyoruz. Hukukun olmadigi yerde anarsi, kargasa ve kaba güç vardir.

Hirsizligi, haksiz kazanci, zayifi ezmeyi, adam öldürmeyi, kisacasi cana-mala-namusa tecavüzü yasaklayan hukuk maddeleri kaynagini dinden almaktadir. Allah'in elçisi bütün peygamberler bu kurallari insanlara bildirmek ve toplum düzenini saglamak için gönderilmistir. Helâl-haram, sevap-günah kavramlarini kullanmadan, yani dinî kaynaklara basvurmadan çocuklara ahlâkî davranislar kazandirmamiz çok zordur.



Çocuklarimiza Allah'i Nasil Anlatacagiz?


Çocuklar hikaye ile anlatilan konulari daha kolay ve daha istekli ögrenirler. Allah'i ve sifatlarini ögretirken Lokman(a.s.) ile oglu arasinda geçen konusmalari hikaye seklinde anlatabiliriz.

Ben çocuklarima Peygamberimizi anlatirken çocuklari ne kadar çok sevdigini torunlari Hz. Hasan ve Hüseyin efendilerimizden ve kizi Fatima anamizdan örnekler vererek hikaye seklinde anlatmistim. Keza gösterdigi mucizeleri anlatirken de hikaye yolunu seçmistim.

Meselâ, sevgili Peygamberimiz ve Hz. Ebu Bekir hicret için Sevr magarasina gizlendiklerinde yasanan örümcek ve güvercin mucizesini hikaye suretinde anlattigimda, oglum dört yasindaydi. O kadar hosuna gitmisti ki, 'Babacigim, bir daha anlat' demisti.

Lokman'in(a.s.) ogluna yaptigi ögütlere baktigimizda ilk sirada 'Allah'tan baska ilâh yoktur' inancinin geldigini görüyoruz. 'Lokman ogluna ögüt vererek: Yavrucugum, dedi, Allah'a ortak kosma, çünkü bu büyük bir haksizliktir' (bkz. Kur?ân, 31:13).

Biz de, bu âyetten hareketle, çocuklarimiza Allah'in büyüklügünü anlatacagiz. 'Kâinati, günesi, yildizlari, ayi, dünyayi ve üzerindeki bütün canlilari yaratan O'dur.

Dünyanin en güçlü kralina da, küçücük sinege de can veren O'dur. Allah'tan baska ilâh yoktur. Ibadete ve duaya lâyik ancak O'dur. Ancak Allah'in önünde egilir (namaz kilar) ve gücümüzün yetmedigi seyleri O'ndan isteriz.

Eger Allah'ı unutur, mal, para ve makam elde etmek için baskalarinin önünde egilirsek Allah'a ortak kosmus, büyük bir haksizlik yapmis oluruz.'

Lokman(a.s.) ögüdüne devamla, 'Yavrucugum, dedi, yaptigin en küçük bir iş (iyilik veya kötülük) bir kayanin içinde, göklerde veya yerin derinliklerinde olsa dahi Allah onu görür. Dogrusu Allah?in her seyden haberi vardir.' (bkz. Kur?ân, 31:16). Biz de Lokman(a.s.) gibi, çocuklarimiza Allah'in yaptigimiz herseyi gördügünü, aklimizdan ve kalbimizden geçen en gizli duygulari bildigini, O'ndan hiçbir seyi gizleyemeyecegimizi, iyi seyler yaptigimizda çok hosuna gidecegini ve bizi sevecegini anlatmaliyiz



NAMAZ


Sonraki âyetlerde, Lokman (a.s.): 'Yavrucugum,' der, 'namazi kil, (insanlara) iyiligi emret, kötülükten vazgeçirmeye çalis, basina gelenlere sabret. Insanlari küçümseyerek onlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah kendini begenmis övünüp duran kimseleri asla sevmez. Konusurken sesini yükseltme, unutma ki seslerin en çirkini merkeplerin sesidir. Dogrusu bunlar üzerinde durulmaya deger seylerdir? (bkz. Kur?ân, 31:17-19).

Bu âyetlerde hem Allah'a, hem de O?nun yarattigi insanlara karsi görevlerimiz siralanmakta; adab-i muaseret kurallarinin bir özeti verilmektedir. Bunlari çocuklarimiza anlatirken kelime ve açiklamalarimizi onlarin yasina ve anlayisina göre seçmemiz gerekir.


Sorulara Çocuk Mantigi ile Yaklasmaliyiz



Çocuklarin her konudaki sorularina cevap verirken yetiskin mantigi ile degil, çocuk mantigi ile düsünmeliyiz.

Yapacagimiz küçük bir hata onlarin zihinlerini karistirmaya yetecektir. Çocuklar dört yasina kadar ben-merkezci bir düsünceye sahiptir. Canli cansiz ayirimi yapamazlar; onlara göre hersey canlidir.

Bu sebeple masallarda geçen olaylarin tamamina inanirlar, uydurma oldugunu düsünmezler.

Okul öncesi egitimde masallarin ve dinî hikayelerin rolü büyüktür. Masal kahramanlarinin sahsinda dogru davranislari ögretmek kolaylasir. Çocuk kendisini kahramanin yerine koyar, onunla özdeslesir.

Çocuklar yaptigimiz basit açiklamalarla yetinir, fazlasini merak etmezler. Bir anne anlatmisti: 'Dört yasindaki çocugum bana, 'Anne, dedi, neden Allah'i göremiyoruz?' Ben de, 'gözlerimiz küçük oldugu için Allah'i göremeyiz,' dedim. Kendi kendine mirildandi: 'Evet, gözlerimiz küçük oldugu için Allah'i göremeyiz.'

Bu cevap ona yetti, baska soru sormadi.' Büyük çocuklara bu açiklama yeterli olmayabilir. 'Niçin Allah'i göremiyoruz, Allah nerededir, ne kadar büyüktür?' gibi sorularin cevabini vermemiz ve onlarin süphelerini ve zihinlerindeki yanlis imajlari düzeltmemiz gerekir. Ben, on yasinda bu sorulari soran ogluma karsilikli diyalog yoluyla cevap vermistim. Önümüzde duran masayi göstererek sordum:

- Bu masa kendi kendine olur mu?

- Olmaz.

- Yani bunu yapan biri var, diyorsun.

- Evet.

- Su giydigimiz terlikler ve ayakkabilar da kendi kendine olmaz, degil mi?

- Olmaz.

- Onlari kim yapiyor?

- Adamlar.

- Evet, adamlar yapiyor. Biz onlara ayakkabici diyoruz.

- Ayakkabi kendisini yapan ayakkabiciya hiç benziyor mu? Ayakkabicinin agzi, gözü, kulagi, ayagi, kolu var, yürüyor ve konusuyor. Ayakkabiya bakiyoruz, kendisini yapan ustaya hiç benzemiyor, ne gözü var ne de kulagi, ne yürüyebiliyor ne de konusabiliyor, degil mi?

- Evet.

- Basit bir masa ve ayakkabi kendi kendine olmazken, gökyüzünde gördügümüz günes, ay, yildizlar ve üzerinde yasadigimiz su dünya kendi kendine olur mu?

- Olmaz.

- Demek onlari yapan, yani yaratan biri var. Kimdir O?

- Allah.

- Evet, dünyayi ve üzerinde yasayan canlilari yaratan yüksek bilgi ve güç sahibi Biri var ve biz O'na Allah diyoruz. Nasil ayakkabici yaptigi ayakkabiya hiç benzemiyorsa, Allah da yarattigi varliklardan hiçbirine benzemez.

Yemek, içmek, uyumak, bir evde oturmak bize mahsus seylerdir. Allah, bize benzemedigi için bunlardan hiçbirine ihtiyaci yoktur. Allah'in varligini biliyoruz, ama O'nu göremiyoruz. Duyularimiz, aklimiz ve bilgimiz sinirli oldugu için herseyi göremez, herseyi duyamaz ve herseyi bilemeyiz. Allah melekleri nurdan yarattigi için onlari da göremiyoruz.


Çocuklarimizi Ibadete ve Duaya Nasil Alistirabiliriz?


Sembollerle düsünme, yani soyut düsünce tam gelismedigi için çocuklar yedi yasina kadar herseye inanirlar. Dört yasindaki bir çocuk için imkânsiz diye birsey yoktur, her sey mümkündür. 'Dün gece, sen uyurken, gökten bir yildiz indi; seni öpüp gitti' deseniz hemen inanir, bunun mümkün olamayacagini düsünmez.

Dört yasindaki çocuklara ibadetler ve dua çok ilginç gelir, bizi taklit etmeye çalisirlar. Bizimle birlikte namaz kilmak, dua etmek, oruç tutmak, camiye gitmek çok hoslarina gider.

Yemeklerden önce ve sonra Allah'a verdigi nimetlerden dolayi sesli olarak sükretmek, namazlardan sonra yine sesli olarak dua etmek; kendimiz, esimiz, aile büyüklerimiz ve çocuklarimiz için iyi dileklerde bulunmak yavrularimiz üzerinde büyük tesir birakir ve onlari Allah'a yaklastirir.

Küçük çocuklarin dil ve zihin gelisimi henüz yeterince olgunlasmadigi için sorularin amacini tam olarak ifade edemezler.

Bir gün çarsida dolasiyordum. Annesinin kucaginda, iki-üç yaslarinda bir erkek çocugu parmagiyla camiyi göstererek sordu: 'Bu ne?' Annesi, 'O bir cami,' dedi.

Çocuk tekrar sordu: 'Bu ne?' Annesi yine ayni cevabi verdi: 'O bir cami.' Çocuk istedigi cevabi alamadigini anlatmak için yine sordu: 'Bu ne?' Anne sesini yükselterek ve kelimelerin üzerine basarak, 'O bir cami,' dedi.

Anneye yaklastim, 'Hanimefendi,' dedim, 'çocuk caminin adini sormuyor; eve benzemedigi için ne ise yaradigini soruyor.'

Egitimci yazar Cezmi Tahir Berktin, Okul Öncesi Egitim isimli kitabinda kendi basindan geçen bir olayi anlatiyor:

'Dört yasindaki kizim, açlik grevine baslamis gibi, birdenbire yemek yememeye basladi. Bizimle sofraya oturmuyor, agzina bir lokma koymuyordu. Bütün çabalarimiza ragmen sebebini ögrenemedik.

Gece olmus, yatma saati gelmisti. Kucagima alip yatagina götürdüm. Basini oksayarak, 'Seni seviyorum, yemek yemeyisin beni üzüyor,' dedim. Aglayarak boynuma sarildi: 'Babacigim, ne olur sen de yeme!' dedi ve çocuk diliyle sebebini anlatmaya basladi.

Meger esim, farkinda olmadan, bir egitim hatasi yapmis. Her anne gibi, bizim hanim da çocugun beslenmesini asiri önemsedigi için kizim soruyor:

- Anne, neden yemek yiyoruz?

- Büyümek için.

- Büyüyünce ne olacak?

- Yaslanacagiz.

- Yaslaninca ne olacak.

- Her yasli gibi bir gün biz de ölecegiz.

Kizim, o küçük mantigi ile, ölümden kurtulmanin çaresini yemek yememekte buluyor. 'Yemek yemesem büyümem, büyümezsem yaslanmam, yaslanmazsam ölmem' gibi basit bir mantik gelistiriyor.'

Berktin hocanin da ifade ettigi gibi, biz ne kadar saklasak da çocuk er veya geç ölüm gerçegi ile yüzleşecektir. Çok sevdigi büyükannesi, büyükbabasi veya arkadasi öldügünde bize sormayacak mi: 'Büyükannem (veya arkadasim) nereye gitti?' Vereceginiz cevapta ahiret (cennet) inanci yoksa, ayrilik acisiyla dolu o küçük yüregi nasil teselli edeceksiniz? Omuzlar üzerinde tasinan bir tabutu görüp sordugunda ne cevap vereceksiniz?


Korkutarak Degil, Sevdirerek Egitmeliyiz



Çocuklar dört-bes yasina kadar rüya ile gerçegi birbirinden ayiramaz, düsüncelerin ve hayallerin gerçeklesebilecegine inanirlar.

Kardesini kiskandigi ve içinden ölmesini arzuladigi zaman, bunun gerçeklesecegini düsünerek korkar, suçluluk duygusuna kapilir.

Çocugun yaramazligindan bikan bir anne, 'Beni çok üzüyorsun, bir gün üzüntüden ölecegim' diye yakinsa veya 'Allah annelerini üzen çocuklari sevmez, cehenneminde yakar' diye korkutsa çocuk bunun gerçekleşecegini zannederek panige kapilir.

Çocuklara din egitimi verirken çogu aileler farkinda olmadan korku objesini kullanirlar. Salzman tarafindan kaleme alinan ve Yengeç Kitap olarak bilinen bir egitim klasigini Çocuklari Kötü Egitmenin Yollari adiyla çevirmistim. 'Çocuklari Dinsiz Yapmanin Yollari' basligi altinda su tavsiyeler yer aliyordu:

- Zorla dua ezberletin, ezberleyemedigi zaman cezalandirin.

- Yaramazlik yaptigi zaman Allah'in onu cehennemde yakacagini söyleyerek korkutun.

- Din adamlarini, dindar akrabalarinizi ve komsularinizi çekistirin, yaptiklari hatalari sayarak gözden düsürün.

Salzman, çocuklarina söz geçiremeyen beceriksiz bir annenin hikayesini anlatirken de söyle der: Bu ahmak kadin çocuklarini üç seyle korkutarak sindirmeye çalisirdi: öcü, baba ve Allah.

Çocuklari yatmaya zorlamak için, 'Yatin çabuk, kapatin gözlerinizi, yoksa öcüler gelir sizi yer,' derdi. Yaramazlik yaptiklari zaman, 'Allah annesini üzen çocuklari cehenneminde yakar,' diye korkuturdu.

Bir suç isleyen veya yalan söyleyen çocugu tehdit eder, 'Baban aksam gelsin görürsün sen, temiz bir dayak ye de aklin basina gelsin,' derdi.

Çocuk egitiminde davranislarimiz sözlerimizden daha etkilidir. Namaz kilacagi zaman çocuklari odadan disari çikaran anne babalar var. Camide çocuk azarlayan ve disariya kovalayan yaslilar görürsünüz. Sebebini sordugunuzda, 'Yaramazlik yapip namazimizi bozuyor,' derler. Davranislariyla çocuklari dinden soguttuklarinin farkinda degildirler.


Çocuklarda Ölüm Korkusu



Arastirmalar, okul öncesi çocuklarda ölüm korkusunun çok baskin oldugunu göstermektedir. Öncelikle anne babasinin, daha sonra kendisinin öleceginden korkar. Ölüm korkusunun tek çaresi ahiret inancidir.

 

Ölümü öldürüp kabir kapisini kapatamadigimiza göre, 'Nereden geldik, nereye gidecegiz?' sorusuna cevap bulmak zorundayiz. Bu sorunun cevabi da Islâm inancinda vardir.

Ali Çankırılı

 

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

18/10/2007 - Annelerimizden Neler Öğrendik !

Kategori: cocuk egitimi

 

                               

 

ANNELERIMIZDEN .......

 

IYI YAPILMIS BIR ISI TAKDIR ETMEYI: Bana bakin, çikin birbirinizi disarda gebertin, evi daha yeni temizledim.

DUALARIN GÜCÜNÜ: Yat kalk dua et ki baban müzik setinin bozuldugunu fark etmedi.

ZAMANA KARSI YARISMAYI: O oyuncaklarini topla yoksa bi tekme attigim gibi hepsini karsi sahilden toplarsin.

MANTIKLI DÜSÜNMEYI: Ben öyle diyorsam öyledir.

ILERI GÖRÜSLÜ OLMAYI: Çikmadan önce temiz bi çamasir giy. Yolda allah korusun basina birseyi gelir, kirli çamasirla etrafa rezil olursun.

HAYATIN TRAJIKOMIK YANLARINI: Sen daha orda gülmeye devam et, birazdan ben seni tam güldürücem.

HAYATIN ÇELISKILERLE DOLU OLDUGUNU: Kapa çeneni ve çorbani iç.

DAYANIKLI OLMAYI: O ispanak bitene kadar sofradan kalkmak yok.

HAVA RAPORU TAHMINI YAPMAYI: Su daginikliga bak. Yabanci biri görse odanin ortasindan kasirga geçmis sanir.

ABARTMAYI: Sana 500 bin defa söyledim kirli ayakkabilarinla içeri yürüme diye.

DAVRANIS PSIKOLOJISINI: Babana çekicegine biraz bana çekseydin noolurdu.

OLAGANÜSTÜ DURUMLARA HAZIRLIKLI OLMAYI: Dinleme bakalim anne sözü dinleme. Kafana meteor düsücek kenara çekil' diye bagirsam,onu bile dinlemezsin di mi.

KISKANMAYI: Dünyada senin annen baban gibi mükemmel bi aileye sahip olmayan, kaç çocuk var biliyormusun.

SABIRLI OLMAYI:Baban eve gelsin, sen görürsün.

HAKKIMIZI ALACAGIMIZI: Eve vardigimizda ben bilirim sana yapacagimi.

DIYALOG KURMAYI: Sana bir sey sordugumda cevap ver.NE SÖYLEYEYIM ANNE? Sus ! bana cevap verme.

TIP BILGILERINI: Gözlerini sasi yaparken bir gün öyle kalivereceksin, göreceksin gününü.

OLGUN OLMAYI: Bu tabagin hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin.

GENETIK BILGILERI: Sen de o lanet olasi babana çektin.

BILGELIGI: Benim yasima gel de anlarsin o zaman.

VE ... ADALETI: Bir gün senin de çocuklarin olacak, insallah onlar da sana senin simdi bana yaptiklarini yaparlar.

ANNELERIMIZDEN ÖGRENDIK !!!

 

                     

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

18/10/2007 - Eğer Bir Çocuk;

Kategori: cocuk egitimi

 

                                img158/2779/bebihp4.jpg

·        Hoşgörü ile yetiştirilmişse, sabırlı olmayı öğrenir.

·        Desteklenip yüreklendirilmişse, kendine güven duymayı öğrenir.

·        Övülmüş ve beğenilmişse, taktir etmeyi öğrenir.

·        Hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse, adıl olmayı öğrenir.

·        Kabul ve onay görmüşse, kendini sevmeyi öğrenir.

·        Aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse, bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

Bunlar yerine eğer bir çocuk !

·        Sürekli eleştirilmişse, kınamayı ve ayıplamayı öğrenir.

·        Kın ortamında büyümüşse, kavga etmeyi öğrenir.

·        Alay edilip aşağılanmışsa,sıkılıp utanmayı öğrenir.

·        Devamlı utandırılarak terbiye edilmişse, kendini suçlamayı öğrenir.

                                                                                        

               DOROTHY NOLE

 

 

 

 

 

 

 

 

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

17/10/2007 - Kardeş kıskançlığına karşı aileler dikkatli omalı

Kategori: cocuk egitimi

 

                      img140/4373/bebiaglayannx2.jpg

Kardeşler arasında görülen kıskançlık konusunda ailelere uyarılarda bulunan uzmanlar, çocukların yeni doğacak kardeş konusunda bilgilendirilerek hazırlanmasını tavsiye ediyor.

Bursa Zübeydehanım Doğumevi Çocuk Gelişimcisi Aysun Demirok, kıskançlığın yaşamın her döneminde görüldüğünü ancak çocuklukta daha yoğun yaşandığını söyledi. Kıskançlığı, kişinin sevgiyi başkası ile paylaşamaması şeklinde tanımlayan Demirok, şu noktalara dikkat çekti: "Çocuk yeni bir kardeşin geleceğinin haberi ile birlikte en sevdiği kişiyi, annesini paylaşmak zorunda kalmakta ve kaybetme korkusunu yaşamaya başlamaktadır. Çocuk o güne kadar ilgi ve sevgi odağıyken birden ikinci plana itildiğini hisseder ve ailesi tarafından sevilmediği düşüncesine kapılabilir. Bundan dolayı huzursuz, aşırı sinirli, saldırgan davranışlar ve parmak emme, altını ıslatma gibi dikkat çekmek amacıyla önceki gelişim evresine gerileme görülebilir. Tüm bunlar karşısında anne-baba tutumları çok önemlidir."

Demirok, hamilelik döneminden itibaren çocukları kardeş olgusuna hazırlamak gerektiğini belirterek, kıskançlıkla başetmek için şu önerilerde bulundu: "Kardeşi doğmadan önce ona anlayabileceği dilde aileye yeni bir üyenin geleceğini, bundan dolayı evde her zamankiden daha heyecanlı bir ortamın olabileceği anlatılmalıdır. Bebek çok küçük olduğu için ihtiyaçlarını karşılamak için annenin onunla daha çok vakit geçirmek zorunda olduğu, ancak aynı şeylerin o doğduğunda da yaşandığını anlatmak gerekir. Hatta bunu onun da küçüklük fotoğraflarına bakarak bebekken yaşanan sevimli anılardan bahsederek yapabilirsiniz."

"Sakın endişelenme, seni de bebek kadar seveceğiz konuşması iyi niyetli de olsa çocuğun anne baba sevgisi içi kardeşiyle yarışmasına yol açar." diyen Bursa Zübeydehanım Doğumevi Çocuk Gelişimcisi Aysun Demirok, uyarılarına şöyle devam etti: "Hamilelik döneminde baba, anneanne, babaanne gibi ailenin başka üyesi büyük çocuğun yemek yedirme, banyo yaptırma, uyutma gibi bakımı ile ilgilenmeye başlayabilir. Böylece anne hastanedeyken ya da bebekle meşgulken çocuk kendisini ihmal edilmiş hissetmez. Bebekle ilgili işlerde isim seçme, oyuncak ve giysi seçimi gibi konularda büyük çocuğun katılımını sağlayarak ondan yardım alabilirsiniz. Anne baba aralarında işbölümü yaparak baba yeni bebekle ilgilenirken annenin büyük çocukla ilgilenmesi çocukta kendisi ile ilgilenildiğini hissetmesini sağlar. Eve sıklıkla gelip giden kişiler önceden uyarılmalı, kardeşini senden daha çok seveceğiz sen büyüdün artık gibi konuşmalar yapılmamalıdır. Çocuklar birbiri ile kıyaslanmamalı her çocuğun kendine özgü bir birey olduğu ve bireysel farklılıklar bulunduğu unutulmamalıdır. Çocuğun eşyaları kardeşi için izinsiz kullanılmamalı, çocuğun bu konuda vereceği karara saygı duyulmalıdır. Tüm aile bireyleri ile birlikte ortak bir şeyler yapabileceğiniz zamanlar yaratmaya özen gösterin. Aşırı kaygı içeren tavırlarla çocuğu bebekten uzaklaştırmayın, rahat olun, çocuklar yetişkinlerin davranışlarından etkilenirler."

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

7/3/2007 - 20 DOLARLIK VAKİT!!!!!!!!!!

Kategori: cocuk egitimi

 

 

 Adam yorgun argın eve dödügünde 5 yaşındaki oglunu kapının önünde beklerken bulmuş.Çocuk babasına: Baba 1saatte ne kadar kaznıyorsun? diye sormuş.Zaten yorgun gelen adam:Bu senin işin degil!... dıye cevaplamış.Bunun üzerine çocuk:Babacıgım lutfen bilmek istıyorum.diye ısrar etmiş.Adam :illa bilmek istıyorsan 20 dolar diye cevap vermiş.Bunun üzerine çocuk:Peki bana 10 dolar borç verirmisin? diye sormuş.Adam iyice sinirlenip:Benim senin sacma sapan oyunlarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok,hadi derhal odana git ve kapını kapat! demiş.Çocuk sessizce odasına çıkıp kapısını kapatmiş. Adam sinirli sinirli bu cocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder diye düşünüyomuş.Aradan bir saat gectıkten sonra adam bıraz sakinleşmiş ve cocuga neden para ıstedıgını  bile sormadıgını  düşünmüşBelki de gerçekten lazımdı.Yukarı çocugunun odasına cıkmış ve kapıyı acmış.Yatagında olan çocuga :Uyuyormusun ? diye sormuş. Çocuk hayır dıye cevap vermiş. Al bakalım istedigin 10 doları.Sana az önce sert davrandıgım için üzgünüm  ama uzun ve yorucu bir gün gecırdım demiş. Çocuk seviçle hayırmış: Teşekkurler babacıgım.Yastıgının altından diger buruşuk paraları cıkarmış. Adamın yüzüne bakmış ve yavaşca paraları saymış.Bunu gören adam iyice sinirlenerek:Paran oldugu halde neden benden para istıyorsun? Benim senin şacma cocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok. demiş Çocuk:Ama yeterince yoktu.demiş ve paraları babasına uzatarak :İşte 20 dolar. 1 saatini alabilirmiyim? demiş

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

1/3/2007 - Çocuk dövmek mi? Asla düşünmeyin!

Kategori: cocuk egitimi

 

 

         img174/2042/gulgw9.jpg

 

Çocuk ve Oyun’ konulu seminerde konuşan eğitimci-yazar Gülten Demircan, anne-babalara çocukların oyun alışkanlıkları konusunda tavsiyelerde bulundu ve uyardı; ‘Dövmek mi? Asla yapmayın!”

        

Ümraniye Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Çocuk ve Oyun’ konulu seminer, Ümraniye Belediyesi Necip Fazıl Kültür ve Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirildi. Seminere konuşmacı olarak katılan eğitimci ve radyo programcısı Gülten Demircan, çocukların oyunla ilgili alışkanlıkları üzerine tespitlerde bulundu ve aileleri bu konuda daha duyarlı olmaya çağırdı.

 

‘Çocuklar için oyun, hayatla aralarında oluşturdukları köprüdür. İlerde yaşayacakları sorunları, mutlulukları çocukça yaşamlarında oyunlar sayesinde öğrenirler.’ diyen Demircan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her duygunun çocukça yüreklerinde meydana getirdiği etki oyun sayesinde öğrenilir. Peki, oyun nedir? Birçok tanımı var. Ama özü şudur: Oyun, çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları, kendi deneyimleriyle öğrenmesinin yoludur. Oyun, sonucu düşünülmeden eğlenmek amacıyla yapılan hareketlerdir. Oyuncak ise bu eylemin baş aktörüdür. Oyun hayatla arasında çocukların köprü kurmasını sağlar.”

 

Eğitimci Gülten Demircan anne-babalara şu uyarılarda bulundu:

 

·         Saygı görmeyen bir çocuktan saygı, sevgi görmeyen bir çocuktan da sevgi beklemeyin.

·         Kızmadan önce bir kere daha düşünün.

·         Dövmek mi?.. Asla yapmayın!..

·         Bir çocuğu yemek için asla zorlamayın, açlık bu işi sizden daha iyi yapar.

·         Kurallarınız varsa, nedenleriniz de olmalı; bu nedenleri bilmek çocuğunuzun hakkıdır.

·         Çocuğunuzun arkadaşlarını kendi arkadaşlarınız gibi sıcak karşılayın.

·         Merakı, girişimciliği ve birey olma içgüdüsünü engellemeyin.

·         Çocuğunuzun dişlerini fırçalamasını istiyorsanız siz de dişlerinizi fırçalayın.

·         Çocuğunuza verdiğiniz sözü mutlak yerine getirin.

·         Bir çocuğun yaşamındaki tüm riskleri kaldırırsanız, o çocuğun yaşamındaki tüm canlılığı da kaldırmış olursunuz.

·         Onlara bir soru sorduğunuzda cevabını mutlaka bekleyin.

·         Çocuğunuzun anlattıklarıyla alay etmeyin.

·         Çocuklarınızı başkalarının yanında küçük düşürmeyin.

·         Sınırsız sevgiyi, sınırsız ihtimamla karıştırmayın. Kimi zaman çocukları yalnız bırakmak,   daha olumlu sonuçlar doğurur.

·         Çocuğunuzla konuşun. Onun söylediklerine kulak verin.

Onun düşüncelerinin, sizin için ve hatta herkes için önemli olduğunu ona hissettirin.

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bir gördüğünüz insan vardır. Birde insanda göremedikleriniz. Dalında dipdiri duran bir gül için bahçıvanın ne emekler sarfettiğini bilemezsiniz. Yaprakları dökmüş boynunu bükmüş bir ağacı da hemen zavallı bellemeyin. Siz onun yaşadığı fırtınaları görmediniz

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
Gezgin geziyor

Kategoriler

  • Bebek sagligi
  • Bilgecik
  • Boncuk isi
  • Brezilian nakisi
  • Cilt maskeleri ve guzellik
  • cocuk egitimi
  • Dantel
  • desenler
  • Dikis
  • Dini bilgiler
  • Duzce nin gezilecek yerleri
  • El___nakisi
  • etamin-kanavece
  • hikayeler
  • internetten
  • Kitap kosesi
  • Kurdela nakisi
  • Makina nakisi
  • orgu
  • Pratik bilgiler
  • Saglik
  • Siir
  • yemek tarifleri
  • Arkadaşlarım

    karduz
    bulur
    engellilervedostlari
    lkmn
    havucsuyu
    istehayat
    nihoka
    zeynepveazra
    selahattinkus
    kahramankus
    Fatmazengin
    maviokyanus18
    zeynepseher
    sumeyye2
    gulaykefeli
    aslinurca
    eni
    kardelenkirtasiye81
    zeynocan06
    serpilinhobileri
    hcgdiyetiylezayifla
    canozum02
    sadecehobi
    saadetceyiz
    dogalmucize
    hulya57
    nurcan38
    nisagul
    nazardeymesin07
    kaderimsinhobi
    sudehobi